29 Eylül 2012 Cumartesi

Nar-ı Aşk

Dudak kıvrımında bin sevabım…bir bakışı bin günahım…! 
gözleri kıyametim…! yüzü afetim…! 
deniz kokuşlum…! 
nisan gülüşlüm…! mabedim…! 
gidince sen…kıblegâhımı kaybettim 

Gözlerinin yeşilini bıraktığın son yaprak da düştü döne döne 
sanki yüreğime bir gramofon iğnesi batar 
içimde düne dair… 
derin bir veda acısı, 
hicran sancısı, mahşeri bir özlem ve koskoca bir boşluk var 
seninle yaşamak bahardı… 
yokluğun hazan…eylül buram buram hüzün kokar 

gi t t i n g i d e l i…;

 meselâ… 
-gittiğin gün mü öldüm…yoksa öldüğüm gün mü gittin- 

her aynada senin yüzün…her duvarda resmin 
bense üçgen dairelerde hapisim 
-herkes mi ben…yoksa ben mi herkesim- 

elbet bir bildiği vardır diye…gönlümün peşine düştüm 
çiçek oldum…güneşinin muhabbetine dayanamayıp zemheride açtım 
öyleyse… 
-ben miyimdim seni seven…yoksa sen miydin kendini sevdiren- 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder